Daha önce bunu yazmıştım. Vakit buldukça bunları açmaya çalışıyorum.
Girizgâhı yapalım.
Bismillahirrahmanirrahim.
Yıllar önce aşırı rekabetin olduğu bir iş grubunda muhasebe sorumlusu olarak çalışıyorum. Acayip bir iş.Plaza ingilizcesinin konuşulduğu bir işle ilk kez iştigal ediyorum.Herşey yabancı! Herşeyi bir şekilde hedefe odaklamışlar.İşin finans yönünde olmama rağmen aşırı bir zorlama mevcut.İşi mevzuata uydurmaya çalışmak yerine, mevzuatı işe uydurmaya çalışıyorum(Ama iş tamamen resmi ve kaçak yok)
İşin hedef odaklı olmasından, her gün tutulan bir hedef/gerçekleşen tablosu diye bir tablo mevcut.Kısaca anlatmak gerekirse hedefe olan uzaklığı değişik parametrelerle ölçen bir bilgi yumağı.
Tabloda ne ararsan var.Hedef, gerçekleşen, penetrasyon, refil gibi enteresan isimlerin olduğu, aylık bazda ve Quarter(Q)(çeyrek) bazında satışların genel gidişatını barındıran bir tablo ki, normalde okunabilir bir şekilde yazılsa A0(841 x 1189 mm) boyutunda bir kağıda zor sığacak bilgileri A3(297 x 420 mm)boyutuna sığdırıldığını hayal edin.Göze korkutucu geldiği aşikar.Bildiğin karınca duası!
Şimdi bu kadar izahattan sonra, asıl anlatmak istediğim konuya girelim.(Buyurun cenaze namazına)
Bir gün satış destek grubundan arkadaşlar geldi ve dedi ki; müdür bu tablodan hiçbirşey(hiç bir b..k) anlamıyormuş ve bu tabloyu ilkokul öğrencisinin anlayabileceği düzeye indirecek bir şekilde A4(210 x 297 mm) kağıdına özetleyip getirin demiş.Onlar da müdür biraz agresif olduğundan pek bişey demeden "peki!" deyip çıkmışlar, hemen benim yanıma gelmişler.Abi durum böyle iken böyle ne yapabiliriz? diye soruyorlar.
Dedim ki; Siz eğer o tabloyu o şekilde sadeleştirip basitleştirebilecek kadar akıllı olsaydınız, Google veya Nasa'da çalışırdınız! Gidin bunu aynen müdüre söyleyin, dedim. Bu cevap niye bizim aklımıza gelmedi der gibi gülümsediler.Halbuki bunu diyenlerden biri mühendis...
Elma ile Armut'u meyve diyerek bir grupta toplayıp, sadeleştirip basitleştirebilirsiniz ama, Yeşil Elma, İri Armut, Kırmızı Patates, Kuru Fasulye, Acı Biber, Sera Domatesi, Yer Fısıtığı, Yerli Ceviz gibi değişik grup ve özellikte olan ürünleri hepsini toplayıp bir kalemde herkesin anlayabileceği bir düzeye indirmek pek mümkün gözükmemekte.Zaten bunu becerebilirsen Einstein'ın İzafiyet teorisi gibi bir sonuca ulaşırsın ki, tüm dünyanın tanıdığı bir insan haline gelirsin.
Sonra aynı işten başka bir örnek daha vereyim.
Her Q(yılın çeyreklik dönemleri) bazında kâlılık analizi yapıyorum, yaklaşık 150 sayfa analiz ve değerlendirme içeriyor.Tamamen kendimin geliştirdiği bir maliyet muhasebe tablosu ve her rakamına hakimim.
İlkokul olmasa da lise düzeyinde herhangi bir insanın anlayabileceği bir tablo.
Çok fazla detay olmasından dolayı(150 sayfa civarı), tabloyu yönetime anlatmam yaklaşık 3-4 saat zamanımı alıyor ki, kafa beyin kalmıyor.
Bir zaman sonra zamandan kazanmak için, bu tabloyu sadeleştirip anlatmamı rica ettiler.Ben eğer bunu yaparsam kendilerinin anlamayacağını kibar bir şekilde anlattım ama yönetim kadrosu atom mühendislerinden oluştuğu için, sen yap biz her türlü anlarız demeye getirdiler.İyi madem, siz istediniz deyip diğer dönem analizini özet haline getirip 50 sayfaya düşürdüm.
Tabloyu bu hale getirdim ya, rakama bir bakıyorlar; anlayamıyorlar ama davulu da aşağı asmıyorlar.Bu rakam nerden geldi diyorlar; ben her rakamın 3 sayfaya yakın detayını açıyorum.Tamam doğruymuş.
Ben size demedim mi, basit olanı yapmak ve anlamak için biraz normalin üstünde zekaya ihtiyacınız var...
Rakamlardan çıkarak biraz da mekanik olarak anlatayım size!(Konuyu sizin için daha da basitleştireyim)
Düz(manuel) vites ve otomatik vites farkı!
Çoğunuz aktif olarak araba kullanıyordur.Ya da aktif olarak sağ koltukta oturuyordur.Hiç değilse ehliyeti vardır diye umuyorum. (Gerçi ehliyet/ruhsata gerek yok!Ceza kesmeyeceğim)
Şimdi kısaca ikisinde çalışma sistemine bir bakalım;
İlk olarak düz vitese (Türkçesi manuel vites) bakalım.
Debriyaja basarak vitese boşa alıp marşa basarak arabayı çalıştırdınız, gerekli güvenlik önlemlerini alarak(kamu spotu) tekrar debriyaja basarak 1.vitese alıp ayağınızı yavaşça debriyajdan kaldırırken gaza bastınız ve harekete başladınız.
Araç belli bir hıza ulaştığında vites değiştirmeniz gerek.Bunu nasıl anlarız? Aracın motoru halk dilinde "beni değiştir, beni değiştir" diye bağırmak suretiyle size uyarı gönderecektir.
Göstergelerde ise motor devrini gösteren bir gösterge vardır. 2000 devir/dakika'yı geçtiğinde vites değiştirmek ekonomik kullanım için ideal devirdir(İleri sürüş tekniği).
Yukarıda yazılı olaylar vukuû bulduğunda 2.vitese almak elzem olacaktır.
Tekrar debriyaja basarak 2.vitese alıp, debriyajdan ayağınızı yavaş yavaş çekerken aynı zamanda da gaza yavaş yavaş basmak suretiyle aracı daha hızlı bir duruma getireceksiniz.
Derken 3, 4, 5, 6, 7, 8 gibi viteslerde aynı kurguyu tekrarlamak suretiyle aracı istediğiniz hızda kullanmak için hayli emek sarfedeceksiniz.
Peki yavaşlama için ne yapacağız.Tam tersi. Birer birer vitesi düşüreceksiniz.Yazarken yoruldum ya Hû....
Bunları yaparken, iki ayağınızın ve iki elinizin aşırı koordinasyonu gerekir.Sol ayak debriyaj, sağ ayak gaz-fren, sol el direksiyon ve sağ eliniz ise vitesi kontrol edecek ve tüm bunları yaparken gözünüz de yolda olacak.
Kullanımı oldukça güç.Ama sistem olarak çok basit; motor, kavrama, vites kutusu, şaft veya dişliler yardımı ile aksa ve tekerlere hareketi iletmekten geçiyor.
Gelelim otomatik vitese...
Araca binip, vites park(P) boş(N)(Neutral) konumunda iken frene basarak marşa basıp aracı çalıştırıyorsun.Vitesi Drive(D)(Sürüş) konumuna aldığınızda yukarıda yapılan tüm işlemler otomatik olarak gerçekleşecektir.
Bu bir mucize olmalı?
Hayır değil!
İçinde çok ileri bir teknik/mühendislik teknoloji yatar.
Otomatik şanzımanlar; kalkış ve kavrama sürecini, aktarma oranının seçilmesini ve viteslere geçilmesini kendi kendilerine gerçekleştiren otomatik sistemlerdir. Taşıtın hızına, gaz kelebeği pozisyonuna, yol ve yük şartlarına bağlı olarak viteslerin otomatik olarak değişmelerine imkan veren bir sistemdir. Hız ve tork ihtiyacına göre gerekli olan vites aralıkları planet dişli sistemi ile sağlanır. Dişli tertibatını oluşturan her dişli ile taşıyıcı sıra ile sabit tutularak değişik dişli oranları sağlanır. Bunlar planet dişlisi yörünge dişlisi ve güneş dişlidir. Otomatik şanzımanda kavrama ve frenler planet dişlilerin her bir parçasını kilitleyerek dişli oranlarını kontrol ederler.
Geleneksel bir otomatik şanzımanda bulunan dahili bir tork konvertörü, motordan gelen gücü şanzımana aktarma işini üstlenir. Otomatik şanzımanın diğer bileşenleri arasında sekiz kadar sürüş kademesi sunan bir planet dişli seti ve ayrıca bir hidrolik ya da elektronik/hidrolik kontrol ünitesi yer alır.Sistemin işleyebilmesi için şanzımanın içindeki parçaların oldukça uyumlu çalışması gerekmektedir.
Şanzımanın parçaları bile destan gibi;
Tribün (Tork konverteri),
Servo,
Hidrolik sistem,
Vites,
Yağ pompası kademeleri,
Diferansiyel,
Solenoid (selenoid),
Planet dişli sistemi,
Otomatik şanzıman beyinleri ( Hidrolik ya da Elektronik)
Saçlar ve balata takımları,
Sübap, soğutucu ve şanzıman yağı gibi parçalar bulunmaktadır.
Otomatik şanzıman sayesinde vites geçişlerindeki sürelerin en aza indirgenmesi amaçlanmıştır. Manuel vitesli araçlarda debriyajla motorun gücü tekerleklere verilirken otomatik vitesli araçlarda bu sistem tork konverteri sayesinde gerçekleşmektedir. İçerisindeki mekanizma ile debriyaj kullanmadan motorun gücünü doğru zamanlama ile tekerleklere vermektedir. Bu mekanizma sürekli bir tork dönüşümü yapan yağ mekanizmasıdır. Tork dönüşümdeki değişimle birlikte motorun tekerleklere yani araca verdiği güç ve şiddette değişmektedir. Bununla birlikte de araç yavaşlamakta ya da hızlanmaktadır.Gaza bas hızlan, frene bas yavaşla veya dur.Bu kadar...
Nasıl ama daha detaylı yazardım ama gerek yok konunun anlaşıldığını umarım.
Görüldüğü gibi düz vitesin sistemi çok basit olmasına rağmen, kullanımı ise çok karmaşık işlemler silsilesi ile gerçekleşirken, otomatik viteste sistem komplike (karmaşık) iken, kullanım oldukça basittir.
Konuyu bağlayalım gayri.
Bir insana basit demek, hakaret olarak algılanabiliyor.
Oysa basit(sade, düz) insanları bir gözünüzün önüne getirin.
Onlar genellikle; iç ve dış barışı sağlamıştır.
Kolay sinirlenmez ve kolay hata yapmazlar.
Renkleri çoğu zaman gridir(siyah/beyaz karışımı)
Onları zihin gücü ile yenmek hayli güçtür.
Bu da karşısındaki insanları oldukça yorar.
Ya sen de robot gibisin, ithamları ile karşılaşırlar.
Artık bu yaradılıştan mı gelir, yoksa bu insanlar tecrübe ile mi bu duruma ulaşır,bunu ayrıca tefekkür etmek gerek.
Şimdi söyleyin bakalım; basit olan komplike değil mi?
Not: Bana yaz diyorlar da, böyle bir konu kolayla yazıya dökülmüyor.Basit yazmak, daha da zor!
Şimdi bakın bu yazıyı kaç kişi okuyacak görelim.Okuyan "okudum" yazsın.Bakın ben söyleyeyim; bu yazıyı %60 hiç okumayacak. Kalan %40'ise %90'ı ise vites konumuna gelince bırakacak(çünkü; çok işleri var).Geriye kaç kaldı?(Sayısalımız, sözelimizden kuvvetli cancağzım).
Kaldı mı kala kala %4.Çok mu karamsar oldum? Belki de çok iyimserimdir... Göreceğiz bakalım.
Otomobil yapımını, demir filizlerininin oluşumundan başlayarak anlatan rahmetli Erbakan Hoca'ya bir Fatiha okuyun inşAllah.
Son çıkan, ışığı açık bıraksın(okudum)
(Slogan gibi oldu valla!!!)
Allah'a emanet olun..
13
Girizgâhı yapalım.
Bismillahirrahmanirrahim.
Yıllar önce aşırı rekabetin olduğu bir iş grubunda muhasebe sorumlusu olarak çalışıyorum. Acayip bir iş.Plaza ingilizcesinin konuşulduğu bir işle ilk kez iştigal ediyorum.Herşey yabancı! Herşeyi bir şekilde hedefe odaklamışlar.İşin finans yönünde olmama rağmen aşırı bir zorlama mevcut.İşi mevzuata uydurmaya çalışmak yerine, mevzuatı işe uydurmaya çalışıyorum(Ama iş tamamen resmi ve kaçak yok)
İşin hedef odaklı olmasından, her gün tutulan bir hedef/gerçekleşen tablosu diye bir tablo mevcut.Kısaca anlatmak gerekirse hedefe olan uzaklığı değişik parametrelerle ölçen bir bilgi yumağı.
Tabloda ne ararsan var.Hedef, gerçekleşen, penetrasyon, refil gibi enteresan isimlerin olduğu, aylık bazda ve Quarter(Q)(çeyrek) bazında satışların genel gidişatını barındıran bir tablo ki, normalde okunabilir bir şekilde yazılsa A0(841 x 1189 mm) boyutunda bir kağıda zor sığacak bilgileri A3(297 x 420 mm)boyutuna sığdırıldığını hayal edin.Göze korkutucu geldiği aşikar.Bildiğin karınca duası!
Şimdi bu kadar izahattan sonra, asıl anlatmak istediğim konuya girelim.(Buyurun cenaze namazına)
Bir gün satış destek grubundan arkadaşlar geldi ve dedi ki; müdür bu tablodan hiçbirşey(hiç bir b..k) anlamıyormuş ve bu tabloyu ilkokul öğrencisinin anlayabileceği düzeye indirecek bir şekilde A4(210 x 297 mm) kağıdına özetleyip getirin demiş.Onlar da müdür biraz agresif olduğundan pek bişey demeden "peki!" deyip çıkmışlar, hemen benim yanıma gelmişler.Abi durum böyle iken böyle ne yapabiliriz? diye soruyorlar.
Dedim ki; Siz eğer o tabloyu o şekilde sadeleştirip basitleştirebilecek kadar akıllı olsaydınız, Google veya Nasa'da çalışırdınız! Gidin bunu aynen müdüre söyleyin, dedim. Bu cevap niye bizim aklımıza gelmedi der gibi gülümsediler.Halbuki bunu diyenlerden biri mühendis...
Elma ile Armut'u meyve diyerek bir grupta toplayıp, sadeleştirip basitleştirebilirsiniz ama, Yeşil Elma, İri Armut, Kırmızı Patates, Kuru Fasulye, Acı Biber, Sera Domatesi, Yer Fısıtığı, Yerli Ceviz gibi değişik grup ve özellikte olan ürünleri hepsini toplayıp bir kalemde herkesin anlayabileceği bir düzeye indirmek pek mümkün gözükmemekte.Zaten bunu becerebilirsen Einstein'ın İzafiyet teorisi gibi bir sonuca ulaşırsın ki, tüm dünyanın tanıdığı bir insan haline gelirsin.
Sonra aynı işten başka bir örnek daha vereyim.
Her Q(yılın çeyreklik dönemleri) bazında kâlılık analizi yapıyorum, yaklaşık 150 sayfa analiz ve değerlendirme içeriyor.Tamamen kendimin geliştirdiği bir maliyet muhasebe tablosu ve her rakamına hakimim.
İlkokul olmasa da lise düzeyinde herhangi bir insanın anlayabileceği bir tablo.
Çok fazla detay olmasından dolayı(150 sayfa civarı), tabloyu yönetime anlatmam yaklaşık 3-4 saat zamanımı alıyor ki, kafa beyin kalmıyor.
Bir zaman sonra zamandan kazanmak için, bu tabloyu sadeleştirip anlatmamı rica ettiler.Ben eğer bunu yaparsam kendilerinin anlamayacağını kibar bir şekilde anlattım ama yönetim kadrosu atom mühendislerinden oluştuğu için, sen yap biz her türlü anlarız demeye getirdiler.İyi madem, siz istediniz deyip diğer dönem analizini özet haline getirip 50 sayfaya düşürdüm.
Tabloyu bu hale getirdim ya, rakama bir bakıyorlar; anlayamıyorlar ama davulu da aşağı asmıyorlar.Bu rakam nerden geldi diyorlar; ben her rakamın 3 sayfaya yakın detayını açıyorum.Tamam doğruymuş.
Ben size demedim mi, basit olanı yapmak ve anlamak için biraz normalin üstünde zekaya ihtiyacınız var...
Rakamlardan çıkarak biraz da mekanik olarak anlatayım size!(Konuyu sizin için daha da basitleştireyim)
Düz(manuel) vites ve otomatik vites farkı!
Çoğunuz aktif olarak araba kullanıyordur.Ya da aktif olarak sağ koltukta oturuyordur.Hiç değilse ehliyeti vardır diye umuyorum. (Gerçi ehliyet/ruhsata gerek yok!Ceza kesmeyeceğim)
Şimdi kısaca ikisinde çalışma sistemine bir bakalım;
İlk olarak düz vitese (Türkçesi manuel vites) bakalım.
Debriyaja basarak vitese boşa alıp marşa basarak arabayı çalıştırdınız, gerekli güvenlik önlemlerini alarak(kamu spotu) tekrar debriyaja basarak 1.vitese alıp ayağınızı yavaşça debriyajdan kaldırırken gaza bastınız ve harekete başladınız.
Araç belli bir hıza ulaştığında vites değiştirmeniz gerek.Bunu nasıl anlarız? Aracın motoru halk dilinde "beni değiştir, beni değiştir" diye bağırmak suretiyle size uyarı gönderecektir.
Göstergelerde ise motor devrini gösteren bir gösterge vardır. 2000 devir/dakika'yı geçtiğinde vites değiştirmek ekonomik kullanım için ideal devirdir(İleri sürüş tekniği).
Yukarıda yazılı olaylar vukuû bulduğunda 2.vitese almak elzem olacaktır.
Tekrar debriyaja basarak 2.vitese alıp, debriyajdan ayağınızı yavaş yavaş çekerken aynı zamanda da gaza yavaş yavaş basmak suretiyle aracı daha hızlı bir duruma getireceksiniz.
Derken 3, 4, 5, 6, 7, 8 gibi viteslerde aynı kurguyu tekrarlamak suretiyle aracı istediğiniz hızda kullanmak için hayli emek sarfedeceksiniz.
Peki yavaşlama için ne yapacağız.Tam tersi. Birer birer vitesi düşüreceksiniz.Yazarken yoruldum ya Hû....
Bunları yaparken, iki ayağınızın ve iki elinizin aşırı koordinasyonu gerekir.Sol ayak debriyaj, sağ ayak gaz-fren, sol el direksiyon ve sağ eliniz ise vitesi kontrol edecek ve tüm bunları yaparken gözünüz de yolda olacak.
Kullanımı oldukça güç.Ama sistem olarak çok basit; motor, kavrama, vites kutusu, şaft veya dişliler yardımı ile aksa ve tekerlere hareketi iletmekten geçiyor.
Gelelim otomatik vitese...
Araca binip, vites park(P) boş(N)(Neutral) konumunda iken frene basarak marşa basıp aracı çalıştırıyorsun.Vitesi Drive(D)(Sürüş) konumuna aldığınızda yukarıda yapılan tüm işlemler otomatik olarak gerçekleşecektir.
Bu bir mucize olmalı?
Hayır değil!
İçinde çok ileri bir teknik/mühendislik teknoloji yatar.
Otomatik şanzımanlar; kalkış ve kavrama sürecini, aktarma oranının seçilmesini ve viteslere geçilmesini kendi kendilerine gerçekleştiren otomatik sistemlerdir. Taşıtın hızına, gaz kelebeği pozisyonuna, yol ve yük şartlarına bağlı olarak viteslerin otomatik olarak değişmelerine imkan veren bir sistemdir. Hız ve tork ihtiyacına göre gerekli olan vites aralıkları planet dişli sistemi ile sağlanır. Dişli tertibatını oluşturan her dişli ile taşıyıcı sıra ile sabit tutularak değişik dişli oranları sağlanır. Bunlar planet dişlisi yörünge dişlisi ve güneş dişlidir. Otomatik şanzımanda kavrama ve frenler planet dişlilerin her bir parçasını kilitleyerek dişli oranlarını kontrol ederler.
Geleneksel bir otomatik şanzımanda bulunan dahili bir tork konvertörü, motordan gelen gücü şanzımana aktarma işini üstlenir. Otomatik şanzımanın diğer bileşenleri arasında sekiz kadar sürüş kademesi sunan bir planet dişli seti ve ayrıca bir hidrolik ya da elektronik/hidrolik kontrol ünitesi yer alır.Sistemin işleyebilmesi için şanzımanın içindeki parçaların oldukça uyumlu çalışması gerekmektedir.
Şanzımanın parçaları bile destan gibi;
Tribün (Tork konverteri),
Servo,
Hidrolik sistem,
Vites,
Yağ pompası kademeleri,
Diferansiyel,
Solenoid (selenoid),
Planet dişli sistemi,
Otomatik şanzıman beyinleri ( Hidrolik ya da Elektronik)
Saçlar ve balata takımları,
Sübap, soğutucu ve şanzıman yağı gibi parçalar bulunmaktadır.
Otomatik şanzıman sayesinde vites geçişlerindeki sürelerin en aza indirgenmesi amaçlanmıştır. Manuel vitesli araçlarda debriyajla motorun gücü tekerleklere verilirken otomatik vitesli araçlarda bu sistem tork konverteri sayesinde gerçekleşmektedir. İçerisindeki mekanizma ile debriyaj kullanmadan motorun gücünü doğru zamanlama ile tekerleklere vermektedir. Bu mekanizma sürekli bir tork dönüşümü yapan yağ mekanizmasıdır. Tork dönüşümdeki değişimle birlikte motorun tekerleklere yani araca verdiği güç ve şiddette değişmektedir. Bununla birlikte de araç yavaşlamakta ya da hızlanmaktadır.Gaza bas hızlan, frene bas yavaşla veya dur.Bu kadar...
Nasıl ama daha detaylı yazardım ama gerek yok konunun anlaşıldığını umarım.
Görüldüğü gibi düz vitesin sistemi çok basit olmasına rağmen, kullanımı ise çok karmaşık işlemler silsilesi ile gerçekleşirken, otomatik viteste sistem komplike (karmaşık) iken, kullanım oldukça basittir.
Konuyu bağlayalım gayri.
Bir insana basit demek, hakaret olarak algılanabiliyor.
Oysa basit(sade, düz) insanları bir gözünüzün önüne getirin.
Onlar genellikle; iç ve dış barışı sağlamıştır.
Kolay sinirlenmez ve kolay hata yapmazlar.
Renkleri çoğu zaman gridir(siyah/beyaz karışımı)
Onları zihin gücü ile yenmek hayli güçtür.
Bu da karşısındaki insanları oldukça yorar.
Ya sen de robot gibisin, ithamları ile karşılaşırlar.
Artık bu yaradılıştan mı gelir, yoksa bu insanlar tecrübe ile mi bu duruma ulaşır,bunu ayrıca tefekkür etmek gerek.
Şimdi söyleyin bakalım; basit olan komplike değil mi?
Not: Bana yaz diyorlar da, böyle bir konu kolayla yazıya dökülmüyor.Basit yazmak, daha da zor!
Şimdi bakın bu yazıyı kaç kişi okuyacak görelim.Okuyan "okudum" yazsın.Bakın ben söyleyeyim; bu yazıyı %60 hiç okumayacak. Kalan %40'ise %90'ı ise vites konumuna gelince bırakacak(çünkü; çok işleri var).Geriye kaç kaldı?(Sayısalımız, sözelimizden kuvvetli cancağzım).
Kaldı mı kala kala %4.Çok mu karamsar oldum? Belki de çok iyimserimdir... Göreceğiz bakalım.
Otomobil yapımını, demir filizlerininin oluşumundan başlayarak anlatan rahmetli Erbakan Hoca'ya bir Fatiha okuyun inşAllah.
Son çıkan, ışığı açık bıraksın(okudum)
(Slogan gibi oldu valla!!!)
Allah'a emanet olun..
13

Yorumlar
Yorum Gönder